23 saat enkazda bekledi… Acısını yaşam kurtarmaya dönüştürdü

30 Ekim 2020’de İzmir’de meydana gelen deprem, Bayraklı’daki Barış Sitesi’nde yaşayan Meryem Kaya Öztürk’ün hayatında derin yaralar bıraktı. Eşiyle birlikte çalıştığı sırada depremin etkisini hisseden Öztürk, pandemi nedeniyle evde bulunan 12 yaşındaki oğlu Berk’e ulaşmak amacıyla hemen yola koyuldu. Ancak eve geldiğinde karşılaştığı manzara, hayatının en zor anlarından biriydi. Bina yıkılmış ve oğlu enkazın altında kalmıştı.

Berk’in odasının bulunduğu kısımda boşluklar fark eden Öztürk, oğluna ulaşabilmek için enkazın etrafında mücadele etti. Sesini duyurmaya çalıştı, boşlukları kontrol etti ve yardım talep etti. Fakat saatler geçmesine rağmen Berk’ten herhangi bir haber alamadı.

23 SAAT BOYUNCA OĞLUNDAN HABER BEKLEDİ

Profesyonel ekiplerin çalışmalarını sürdürdüğü süre boyunca enkazın başından ayrılmayan Öztürk, o gün yaşadıklarını şu şekilde anlattı:

“Anne ve baba için hiç kolay olmayan 23 saatti. Sürekli bir haber bekliyorsunuz. Her gördüğünüz üniformalıdan yardım istiyorsunuz. Ama elinizden hiç bir şey gelmiyor. Gece saat 1-2 civarında Berk’in yeri tespit edilebildi. Ertesi gün saat 14:00 civarında, tam 23 saat sonra kendisine ulaşıldı. Onu bulduğumuzda zaten çok geçti.”

Berk, çok sevdiği köpeği Alf ile birlikte yaşamını yitirdi. Aynı binada toplamda 11 kişinin hayatını kaybettiği deprem, Öztürk ailesi için yeni ve zorlu bir sürecin başlangıcını simgeliyordu.

Depremin ardından hayatlarını yeniden inşa etmek zorunda kaldıklarını ifade eden Öztürk, o günlerden sonra her şeyin değiştiğini şu sözlerle dile getirdi:

“Berk’ten sonra hayatımız 30 Ekim’de sıfırlandı. Sahip olduğumuz hiçbir şey yoktu. Yeni bir düzen kurmamız gerekiyordu ama bu düzen Berk’siz olacaktı. Bizim için oldukça zordu.”

ACISINI BAŞKALARINA YARDIM ETMEYE DÖNÜŞTÜRDÜ

Meryem Kaya Öztürk, yaklaşık 15 yıl boyunca ilaç sektöründe tıbbi mümessil olarak çalıştıktan sonra oğlunun kaybının ardından kendisine yeni bir yol çizdi. Deprem sırasında yaşadığı çaresizliğin benzerinin başka insanların başına gelmemesi adına harekete geçen Öztürk, ilk olarak AFAD gönüllüsü oldu ve ardından AKUT bünyesinde arama kurtarma eğitimlerine katıldı.

Aldığı eğitimleri tamamlayarak akredite ekiplerde görev yapmaya başlayan Öztürk, bugün AKUT bünyesinde üçüncü seviye ileri düzey arama kurtarma personeli olarak çalışmalarına devam ediyor.

Bu kararı almasında geçirdiği 23 saatin belirleyici olduğunu vurgulayan Öztürk, yaşadıklarını şöyle aktardı:

“Berk’in gidişinden sonra beklemek çözüm değildi aslında. O 23 saatlik bekleyiş hayatımın belki de en zor anlarıydı. Geçmeyen saatlerdi. Çaresiz kaldığım noktada çare olabilmeyi hedefledim. Artık Berk için hiçbir şey yapamam ama geride kalan hayatlar ve canlılar için çok şey yapabilirim diye düşündüm. Bir hayata veya cana dokunmak o andan itibaren bana iyi gelebilecek tek şeydi.”

STİLETTOLARI BIRAKTI, İTFAİYE BOTLARINI GİYDİ

Öztürk’ün yaşamındaki dönüşüm yalnızca gönüllü arama kurtarma faaliyetleriyle sınırlı kalmadı; daha önce İzmir Büyükşehir Belediyesi şirketi İZBETON’da idari görevlerde bulunuyordu fakat dört ay önce İzmir İtfaiyesi Orman Köyleri ve Kırsal Alan Yangınlarına Müdahale Şube Müdürlüğü’nde çalışmaya başladı.

Yaklaşık 15 yıllık meslek hayatının ardından girdiği yeni dönemi esprili bir dille anlatan Öztürk, “Stilettolarımı çıkarıp botlarla devam ediyorum hayata” şeklinde ifade etti.

İtfaiye bünyesinde çalışmanın kendisine hem mesleki hem de manevi açıdan güç kattığını belirten Öztürk, bu kararın acısıyla yüzleşme sürecinde önemli bir rol oynadığını söyledi ve şunları ekledi: “İtfaiye hem mesleki açıdan hem de manevi olarak beni güçlü tutuyor. Özellikle itfaiye çatısı altında olmak beni çok daha sağlam kıldı. Böylelikle acımın içine girerek onun dışına çıkmayı başardım” dedi.

6 ŞUBAT DEPREMLERİNDE 10 GÜN GÖREV YAPTI

Eğitimlerini destekleyerek arama kurtarma alanındaki çalışmalarını sürdüren Öztürk, Kahramanmaraş merkezli depremlerin ardından afet bölgesine giderek burada on gün boyunca görev yaptı. Karşılaştığı koşulların kendisinde derin izler bıraktığını anlatan Öztürk, iki afet arasındaki farklılıklara dikkat çekti: “30 Ekim ile 6 Şubat asla karşılaştırılabilecek afetler değil. Orayı gördükten sonra benim acım küçüldü; oradaki şartlar ve imkansızlıklar bazen kendi acınızı bile farklı değerlendirmenize neden olabiliyor” ifadelerini kullandı.

“Çok zor günlerdi; çok sıkıntılı süreçlerdi” diyen Öztürk sözlerine şöyle devam etti: “Olası bir afet durumunda hazır olmak için eğitimlerimi almaya devam ediyorum.”

“BERK’İN GÜÇLÜ ANNESİ OLARAK KALMAK İSTEDİM”

Depremden önce oğlu Berk ile birlikte kick boks yaptıklarını hatırlatan Öztürk, oğlunun gözünde her zaman güçlü bir anne olarak kalmak istediğini vurguladı. Aralarındaki bağın ölümle sona ermediğine inandığını belirtirken Berk’in varlığını hâlâ hissettiğini ifade etti.

Öztürk şunları söyledi: “Ben hep Berk’in güçlü annesiydim ve sonrasında da yine güçlü annesi olarak kalmaya devam etmek istedim.Beni görüp duyduğunu düşünüyorum ve hissediyorum.Bir anne ile çocuk arasındaki bağ kopmuyor aslında.Onu hissedebiliyorsunuz yanınızda olduğunu.” Kaybettiği oğlu sonrası kendisine yeni amaç edindiğini vurgulayan Öztürk bugün hem depremzede bir anne hem de diğerlerine yardım eden bir arama kurtarma görevlisi olarak iki farklı deneyimi aynı anda yaşıyor.

Öztürk sözlerine şöyle devam etti: “Ne yaşadığınız değil aslında nasıl yaşadığınız çok önemli.Ben acım içinde kaybolmak yerine onu daha faydalı olabilmek amacıyla kullandım.Her iki tarafındayım şimdi.Olayların içindeyken aynı zamanda olası bir afette karşı tarafa yardım etmenin mutluluğunu yaşıyorum.”

Afetlerin olmamasını dileyen Öztürk buna rağmen muhtemel felaketlere hazırlıklı olmanın kendisine güç verdiğini belirtti.Eğitimlerini sürdürdüğünü söyleyen Öztürk şunları ekledi: “Elbette ki afetler hiç yaşanmasın ve aldığımız eğitimleri sahada uygulamak zorunda kalmayalım.Ama böyle durumlarda hazır olduğumu hissetmek beni güçlü ve gururlu kılıyor.Vatanıma faydalı olabileceğimi bilmek çok güzel.”

Author: Damla Turan